Home AKTÜEL Minimalizm ile gerçek mutluluğu ve huzuru tatmak ister miydiniz?

Minimalizm ile gerçek mutluluğu ve huzuru tatmak ister miydiniz?

SHARE
Bilişsel Davranış Danışmanı Esra Gültakın

Minimalizm; insanı mahrum, aç veya nesnesiz bırakacak bir yaşam modeli değildir. Aksine önemli ve hatta en önemli olan şeylerden mahrum kalmamak için var olan bir yaşam tarzıdır. Gereksiz olanı bir kenara bırakıp, gerçek ihtiyaçlarımızı su yüzüne çıkarır.

ESRA GÜLTAKIN

Bilişsel Davranış Danışmanı

Bu modern çağda zihinsel ve ruhsal yorgunluğumuz çok arttı. Yeni çağın olmazsa olmazı olan onlarca marka reklamlarının içinde kaybolduk sanki. Binlerce sosyal medya fenomenleri birikti gündemimizde ve gereksiz olan herşeyi çok lüzumluymuş gibi anlatmalarını dinlemekten yoruldu zihnimiz. Araştırmayı unutturma çabaları göz önünde, çünkü her şey çok fazla hazır sunuma – Bir tıklamaya bakar oldu her şey. Nerede o eski okuyup, soruşturma ve araştırma arzularımız? Ya ona faydalı olan, sana hiç faydalı olmayacaksa? Mutluluğa, çok fazla bir şeylere sahip olarak erişebileceğimize inandırılıyoruz her gün. Bir çoğumuz inandı ve uyguladı, belki içindeki boşlukları doldurmak içindi. Belki de daha mutlu olacağına gerçekten inandığı içindi. Ama o boşluklar madde ile dolduruldukça daha da büyüdü ve devleşti. Omuzlardaki yük birikti ve nefes alanı daraldı. Neden mi? Çünkü huzurun ve mutluluğun tam da merkezinde ‘minimalizm’ yani ‘sade olmak’ vardı hep. Azdaki çokluğu fark etmekti hayatın sırrı belki de…

MUTLULUĞUN KAYNAĞI VE GERÇEK İHTİYAÇLAR

Minimalist yaşam felsefesi Anadolu insanına ve Türk toplumuna hiç yabancı bir felsefe değildir aslında. Sadece bu yeni çağda çok büyük bir tehdit altındadır. Geçmişi düşündüğümüzde bir çoğumuz hatırlar belki: Çocuklara kıyafet alındığında, bir beden büyük alınırdı ki, bir sene sonra da giyebilsin. Küçülen kıyafetler yıkanıp saklanırdı bir sonraki çocuk da giyebilsin diye… En eskilerden seçilir toz bezleri yapılırdı. Temizlenip, yıkanıp tekrar tekrar kullanılırdı. Hayat ‘sade’ ama daha huzurluydu sanki değil mi? Maddeye hak ettiği kadar kıymet verilirdi ve mutluluk kaynağı olarak değil, gerçek ihtiyaç mı, yoksa değil mi diye bakılırdı.

ASIL İHTİYACIMIZ OLANLARI FARK EDEBİLMEK

Şu son 10-15 senedir aşırı tüketim ve madde koleksiyonu hastalığı salgın gibi yayılıyor. Alınanlar ise çoğu zaman bir kenara atılıp kullanılmıyor. Gerçek ihtiyaç değil çünkü! Alanımız daraldı ve asıl ihtiyaçlarımızı fark edemez olduk. “Bir gün lazım olur” diye alıp hiç kullanmadıklarımız çoğaldıkça çoğaldı; çünkü yeni çağın arzuladığı insan modelidir bu: Düşünmeyen ve sadece tüketime odaklanıp, mutluluğa sürekli satın almalar ile ulaşacağına inanan. Bu da zihinsel, fiziksel ve ruhsal sağlımızı etkilediği gibi, önemli hayat planlarımızı ve hayallerimizi ikinci plana atmamıza da sebep olabilir.

Minimalist yaşam felsefesi bizi bu modern çağın bitmek bilmez tüketiminden ve etrafımızdaki gereksiz kalabalıklardan uzaklaştıracak bir hayat felsefesidir. Sokrates’in çok sevdiğim bir sözü vardır: “Bu hayatta önemli olan fazla şeye sahip olmak değildir. Az şeye ihtiyaç duyduğunu bilmektir.” Güne başladığımda, sesli olarak tekrarladığım sözlerden biridir bu. Özellikle içimdeki o tamamen yok edemeyeceğim, gereksiz tüketim ve alışveriş arzusunu biraz da olsa sessize alabilmek için…

AZDAKİ ÇOKLUĞU VE MANAYI GÖRMEK

Minimalizm; insanı mahrum, aç veya nesnesiz bırakacak bir yaşam modeli değildir. Aksine önemli ve hatta en önemli olan şeylerden mahrum kalmamak için var olan bir yaşam tarzıdır. Gereksiz olanı bir kenara bırakıp, gerçek ihtiyaçlarımızı su yüzüne çıkarır. Bu az ile yetinmeye mecbur kalmak değildir. Azdaki çokluğu, kaliteyi ve manayı görebilmektir aslında. Normal telaşlı gündemimizde fark edemediğimiz onca değerlere daha fazla yer açmak gibi düşünülebilir.

EL ALEM NE DER DÜŞÜNCESİNİ NASIL YENERİZ

Minimalizm çok faydalı bir yaşam modelidir; aklı çalıştırır çünkü farkındalığa, sorgulamaya, odaklanmaya, araştırmaya ve analiz etmeye teşvik eder insanı. Burada çok önemli olan nokta, bunun sadece nesnesel değil zihinsel de olmasıdır. Zihinde uygulanan minimalizm, içsel bir yolculuğa açılan ilk kapıdır. Önemsiz düşüncelerden ve soru işaretlerinden arınıp, kendimizi merak eder ve geliştiririz. “El alem neder?” düşüncesi “El alem aslında ne demeli ve ne düşünmeli?” düşüncesine evrilir ve zamanla “El alem” düşüncesi tamamen kaybolur gider.

HEDEFSİZLİK HASTALIĞINDAN KORUNMAK

Zihinsel sadelik geliştikçe, nesnesel sadelik de gelişir ve etrafımızdaki insan sayısını azaltıp, sohbeti kıymetli ve güzel olanları daha da fark ederiz. Zamanla etrafımızda sadece bizi gerçekten sevenler kalacaktır belki de. Aşırı tüketimi azaltıp, sadece gerekli olan eşyaları almaya başlar ve bu davranışı devam ettiririz. Etrafımızdaki onca kullanmadığımız, sadece enerjimizi tüketen eşyaları fark ederiz. Evimizi ona göre yeniden düzenleriz. Çocuklarımızın ve kendimizin çalışma alanlarını sadeleştirip, yaptığımız ise daha iyi konsantre oluruz. Çok fazla ayakkabı, çanta ve kıyafet almayı bırakıp, ihtiyacımız olanı, belki biraz daha kaliteli olanını alır, uzun bir süre kullanabiliriz mesela. Kaliteye yatırım yapmaktır bu. Hayatımıza değer katmayacak markalardan uzak durarak da yapabileceğimiz bir yatırım. Beyin zamanla tüketime değil üretmeye odaklanacaktır. Hayat hobilerimize de daha fazla yer açacaktır ve bizi hedefsizlik hastalığından koruyacaktır. Unutmamamız gereken şey şudur ki; lüzumsuz eşyanın olmadığı bir oda, manalı eşyaların bulunduğu bir odadır. İşte beynimizdeki akıl odaları da böyledir; gereksiz merak, düşünce ve arzulardan arındığı vakit, doğru düşüncelere yönelir ve gelişime odaklanır.

HAYATI ÖNEMLİ VE ANLAMLI KILMAK

Şimdi size oda oda gezip, fazla eşyalarınızı toplayıp çöpe atmanızı önermiyorum kesinlikle..! Ama bu yazıyı sonuna kadar okuduysanız, sadece düşünmenizi isterim. Sadeleşmeyi ister miydiniz? Cevabı evet ise, bunu neden istediğinizi anlamanızı isterim. Çünkü minimalizm (sadecilik) felsefesi insana daha iyi nefes alacak bir hayat vaat eder. Maddi-manevi tüm fazlalıklardan ve yüklerden kurtarmak için var olan bir yaşam tarzıdır.

‘Sade yaşam modeli’ önemli olana yönelmektir ama eksik kalarak değil, çünkü manevi zenginlik ile sadeleşir insan. Şu dünyadaki geri kalan zamanımız çok değerlidir; o yüzden en önemlilere ve manalılara ayırılmalıdır vakit.

Sahip olduklarımızın hayatımıza bir katkısı olduğu gibi, bir hikayesi de olmalıdır. Dünyada birçok başarılı ve zeki insanlar bu hayat felsefesi ile yaşamıştır. Zenginliklerini madde ile değil, gelişim ve üretim ile göstermişlerdir.

Ne dersiniz? Minimalizm’in getirebileceği o gerçek huzuru ve mutluluğu siz de tatmak ister miydiniz?