Home AKTÜEL Dünyayı yeni bir ‘sen’ ile buluşturmak ister miydiniz?

Dünyayı yeni bir ‘sen’ ile buluşturmak ister miydiniz?

SHARE

Esra GÜLTAKIN

Eczacı ve Bilişsel Davranış Danışmanı

Korona virüsü hayatın gündemini değiştirdi; rutinimizi değiştirdi. Kimini zorladı, kimine dinlenme fırsatı verdi, kimine de yeni yollar keşfedip evden çalışma fırsat doğurdu. Çoğu zamanımızı evde geçirdiğimiz bu günlerde isyan etmek yerine düşünmeyi seçersek, aslında adaptasyon yeteneğimizin ne kadar yüksek olduğunu ve dünyanın farklı durumlarına ve koşullarına ne kadar çabuk alışabildiğimizi görürüz. Aslında az ile yetinebildiğimizi fark ederiz.

Hayat insanı daha derinden düşündürmek için durması gerekiyordu sanki. Bize ait olmayan durumlara fazlasıyla üzülüp, bize ait olmayan mutluluklara takılıp kalmıştık belki de. Hayatın hızına yetişmeye çalışmaktan yorulup, düşünmeyi bırakmış ve başkalarının düşüncelerini ezberlemiştik belki de. Olmamız gereken kişi olmak için, diğerlerinin seçimlerinden ve seslerinden uzaklaşıp yanlız kalmamız gerekiyordu belki de. İç sesimizi dinleyebilmemiz için hayat bizi bir süreliğine kendimizle bıraktı sanki. Kendi dünyamızda kalmayı öğrendik. Yalnız kaldık belki ama bu yalnızlığın içindeki zenginliğimizi görebilmek içindi belki de. Kendimizi bulabilmek için ihmal ettiğimiz o kıymetli kendimizi yeniden inşa etmek için…

Bu günleri çok iyi değerlendirip, yaşam tarzımızı tekrar gözden geçirebiliriz. Başımızın tacı olan ‘sağlığımız’ için iyi bir rutin oluşturmaya, veya var olan iyi bir rutine yeni maddeler eklemeye ne dersiniz?

Buraya danışanlarıma sık sık tavsife ettiğim önerilerimden bir kaçını bırakıyorum. Hepsi olmasa da, kendinize en uygun olanlarını seçip, rutininize eklemeyi ihmal etmeyin.

  1. Karanlık bir odada uyuyup, bol bol melatonin salgıladıktan sonra (melatonin, çeşitli hastalıklara karşı koruyan bir hormondur), kaliteli bir uykudan erken uyanıp, yeni güne erken başlamak ve ilk 2-3 saatini çok iyi değerlendirmek:

Sabah uyandığınızda ilk olarak ne yaptığınıza dikkat edin, bu kendinize ne kadar özen gösterdiğinizin bir kanıtı olabilir. Yeterince uykunuzu almadığınızı düşündüğünüzde, öğlen yarım saat veya 1 saat kadar uyursanız, eksik uyuduğunuzu düşündüğünüz o zamanı doldurmuş olursunuz.

  1. Beyni gün başında doğru manipüle etmek:

Zor zannedilse de aslında çok kolay bir davranıştır. Olmasını istediğiniz bir şeyi veya terk etmek istediğiniz bir alışganlığınızı sesli olarak kendinize tekrarladığınızda, beyin o düşünceye alışmaya başlar ve size eyleme geçmekte kolaylık sağlar. Mesela her sabah kalktığınızda, “Ben zeki bir insanım, disiplinliyim ve öğrenmek istediklerimi kolayca öğrenebilirim” dediğinizde, beyininiz buna zamanla inanır ve size o yolda kolaylık sağlar, hatta gün akışını bile ona göre ayarlar. Bu mucizeyi yaşamak için kendinize fırsat verin. Aklınızın gücü size çok şaşırtacaktır.

  1. Güne planlı başlamak:

Uyandıktan sonra uyku vaktine kadar onca değerlendirilecek saatlerimiz var. Güne başladığımızda, ilk 3-5 dakikamızı plan yapmaya ayırırsak, gün bitimine kadar kalan her saatimizi kurtarır ve iyi değerlendirmiş oluruz. Ayrıca bilinçaltımızı da plan yapmaya alıştırırsak, önümüzdeki haftaları, yılları ve hatta hayatın geri kalan zamanını iyi planlamaya hazır edebiliriz kendimizi.

  1. Kalktıktan sonra ilk olarak dişlerimizi fırçalamak:

Sandığımızdan çok daha önemli olduğu için yazıyorum. Dişlerimizi gece yatmadan önce fırçalasak da, dişlerimizin arasında bakteriler kalabiliyor ve gece boyunca hızla artabiliyor. Sabah kalktığımızda dişlerimizi ve dilimizi fırçalamadan yer içersek, ağızdaki bakterileri mideye indirmiş oluruz. Bu uzun vadede, mide sorunları ve kötü ağız kokusuna yol açabilir.

  1. Sabah aç karnına 1-2 bardak su içmek:

Gece boyunca vücut kendini yenilemek için durmadan çalışır, bu yüzden sabah aç karnına içilen su, vücudun ihtiyaç duymadığı maddelerin idrar yoluyla atmasına yardımcı olur. Yaşamsal organlarımızın da şu ihtiyacını karşılar ve toksinlerin atılmasını sağlar.

  1. Biraz havalandırdıktan sonra yatağımızı toplayıp, dağınıksa ortalığı düzenlemek: 

Tuhaf gelse de, akıl buna; ‘Güne bir şeyi başarmış olarak başladım’ anlamını verir. Bu küçük bir şey olarak görünse bile, beyin için gün başında elde ettiği iyi bir başarıdır. Günün geri kalan saatlerinde de daha çok başarılar elde etme arzusunu tetikler.

  1. Günün erken saatlerinde harekete geçmek:

Fiziksel aktivite veya spor ile güne başlamak, yüksek enerji ile güne başlamak demektir. Vücut canlılık ve mutluluk kaynağı olan ‘Serotonin’ ve ‘Endorfin’ hormonlarını bol bol salgılar. Sabah spor yapıp kazandığımız o yoğun enerji bütün günümüze yayılır. Gün boyunca beyine daha çok kan pompalandığı için, günün geri kalan zamanındaki işlerimize daha iyi odaklanabiliriz.

  1. Soğuk duş almak:

Vücuda şok etkisi verir ve bunu sabah yapmak çok daha etkilidir; çünkü gün içerisinde kan dolaşımını hızlandırır, bağışıklık systemini güçlendirir ve cild gözeneklerini kapattığı için bizi güzelleştirir. Güne çok daha dinç başlamak için müthiş bir yöntemdir. Havaların ısındığı günlere doğru ilerlediğimiz için, soğuk şok duşunu yapmak çok zor olmayacaktır.

  1. Güneş ışığından faydalanmak:

Gece uykusu evin en karanlık odasında en sağlıklı uykudur. Aynı şekilde gündüz vakti ne kadar güneş ışığı alırsak, o kadar enerjik ve dinamik oluruz; ayrıca bilinç altı yeni bir güne başladığını daha iyi anladığı gibi, yeni fırsatlar kollar.

  1. Sağlıklı beslenmek:

Yediklerimiz, vücudumuzu olduğu gibi ‘tüm hayatımızı’ etkiler. Alkali beslenme vücudun pH dengesini (7.35 – 7.45) korur. Bu yüzden sebzelere ve birçok bakliyatlara yoğunlaşıp – mümkünse organik ve mevsiminde tüketmek önemlidir. Asidik beslenme ise bu dengeyi bozar ve hücrelerimize zarar verdiği gibi bağışıklık sistemimize de zarar verir; çünkü vücutta toksinleri biriktirir. Paketlenmiş gıdalar, yapay tatlandırıcılar ve asitli içeceklerden uzak durmamız bu yüzden çok önemlidir.

  1. Minimalist (sadeci) olmak ve kalmayı başarmak:

Türkiye’nin en başarılı insanlarını düşündüğümde, aklıma nedense ilk Acun Ilıcalı gerlir. O kadar zengin olduğu halde, onu hep normal bir siyah T-shirt ile görürüz. Sade bir T-shirt ile ne kadar özgüvenli ve mutlu olduğu gözden kaçmaz. Bu dünyada birçok başarılı iş insanları için de bu geçerlidir. Burada asıl anlatmaya çalıştığım: Karakteri zengin olan insanlar, kendilerini çok zengin veya aşırı şık göstermek için gardroplarının başında çok zaman harcamazlar. Karakteri zayıf olan insanlar ise, gösterecek faydalı bir şeyleri olmadığından, aktarabilecekleri yeterince bilgileri olmadığından, ya çok zengin, ya da çok şık gözükmeye çalışırlar. Her gün türlü türlü kıyafetleri birleştirmeye çalışıp onca saatlerini öldürürler. Minimalizm (sadecilik) düşüncesini uygulamak, günün değerli saatlerini kurtarmak demektir. İnsan sadeleştikçe daha huzurlu olur, çünkü azdaki çoğu da görmeyi başladığı gibi, hem para sarf etmemeyi, hem de elindekine kanaat göstermeyi öğrenir. “Ne derler? Ne düşünürler?” korkusunu yenmiş insan zaten mutlu insandır.

  1. Sınırları aşmaya çalışmak:

Günün erken vakitlerinde sınırları biraz daha zorlamak ve hedefleri göz önünde bulundurmak önemlidir. Böylece güne farkındalık ile başlamış oluruz ve gelecek günlere, haftalara ve belki de bir ömre bu şekilde bakabilmeyi öğrenebiliriz. Bunu en iyi şekilde uygulamak istiyorsanız, gün içerisinde mutlaka kısa bir süre de olsa düşüncelerinizi ayıklayıp, zihninizi gereksiz düşüncelerden arındırmanız gerekir. Bunun için en iyi yöntem meditasyondur. Meditasyon tekniklerinin doğru uygulanması gerekir, bunun için iyi bir Bilişsel Davranışçı Danışmanı ile irtibata geçmenizi öneririm. Meditasyon odaklanmaktır ve düşünceleri ayıklayıp, en önemlilerini öne koymaktır. “İlk hedefim nedir? Bunu ufak ufak parçalara bölüp, en iyi nasıl başlayabilirim? İlk adımım ne olmalıdır?” gibi soruları uygulamaya geçmeden önce sormanızı öneririm.

Yapılan birçok araştırmaya göre, başırılı insanların çoğu, güne iyi bir rutin ile başlarlar ve o rutine daima sahip çıkarlar. İyi bir düzeni devam ettirmek, geri kalan ömre zenginlik, özgürlük ve mutluluk katmak demektir. Her günümüz çok değerlidir ve değerlendirilmek için vardır. Her günümüz kıymetlidir ama her günün bir sonu vardır. Aslında geçen zaman değil ömürdür. O yüzden her yeni gün bir hediyedir. Evimizde geçirdiğimiz bu günleri çok iyi değerlendirip kendimizi yenileyebiliriz. 

Dünyayı yeni bir sen ile buluşturmak ister miydin?