Home Türkçe Toplum Medya hiçbir zaman özgür değildi, fakat bu kadar da bağımlı olmadı

Medya hiçbir zaman özgür değildi, fakat bu kadar da bağımlı olmadı

SHARE
Bu yazıyı, Haber Gazetesi’nde de okuyabilirsiniz.

‘Artı Buluşmaları’nın Avrupa’daki 14. paneli, ‘Türkiye’de Basın Özgürlüğü ve İnsan Hakları’ başlığıyla Day-Mer’de gerçekleştirildi. Türkiye’de medyanın, 15 Temmuz’dan sonra tümüyle ele geçirildiğini savunan Artı TV Yayın Yönetmeni Celal Başlangıç, “Şöyle bir ülke yaratıldı; ‘İnsanlar gerçeklerden haberdar olmasın, biz her türlü yalanı gerçekmiş gibi topluma sunalım.’ Bunda da kısmen başarılı oldular. Aslında Türkiye’de medya hiçbir zaman özgür olmadı, fakat bu kadar da iktidara bağımlı hale gelmemişti” dedi.

Türkiye’de çok sayıda televizyon ve radyonun KHK ile kapatılmasının ardından Mart 2017’de Almanya’da yayın hayatına başlayan Artı TV ile Artı Gerçek internet sitesinin tanıtımı ve desteklenmesi amacıyla yapılan ‘Artı Buluşmaları’nın Avrupa’daki 14. toplantısı, ‘Türkiye’de Basın Özgürlüğü ve İnsan Hakları’ başlığıyla Day-Mer’de gerçekleştirildi.

Artı TV Yayın Yönetmeni Celal Başlangıç ile Artı TV Programcısı, tarihçi-yazar Erdoğan Aydın’ın konuşmacı olarak katıldığı panelin moderatörlüğünü Diren Demirtaş yaptı.

Konuşmasında, Türkiye’nin çok ilginç bir süreçten geçtiğini, özellikle medyanın, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra tümüyle ele geçirildiğini savunan Artı TV Yayın Yönetmeni Celal Başlangıç, “Şöyle bir ülke yaratıldı; ‘İnsanlar gerçeklerden haberdar olmasın, biz her türlü yalanı gerçekmiş gibi topluma sunalım.’ Bunda da kısmen başarılı oldular. Öyle çarpık bir durum var ki, on gazete aynı manşetle çıkıyor. Biz bile bildiklerimizden inandıklarımızdan kuşku duyar hale geldik” dedi. Türkiye’de medyanın hiçbir zaman özgür olmadığını, ancak bu kadar da iktidara bağımlı hale gelmediğini söyleyen Başlangıç, daha önceki dönemlerde medya patronlarının, genelde gazeteci kökenli ailelerden geldiğini ifade etti.

“SENDİKALAR MEDYADAN TEKER TEKER KAZINDI”

12 Eylül’den sonra medya sektörüne farklı iş kollarından sermayenin girdiğini ve medya patronlarının hükümetlerden ihaleler aldığını anlatan Başlangıç, AKP’nin, ihale verdiği iş adamlarına gazete ve televizyonlar satın aldırdığını vurguladı. Başlangıç, “Bunun en son örneği, Hürriyet gazetesinin satışıdır. Ziraat Bankası, Hürriyet gazetesini satın alabilsin diye Demirören Grubu’na 646 milyon dolar kredi verdi. Bu, gazetenin gerçek değerinin üçte biri fiyatından bile azdır. ‘Aydın Doğan için kötü oldu’ diyemeyeceğim. Çünkü medya, iktidara bu kadar kolay teslim olduysa bunda Aydın Doğan’ın payı büyüktür. Sektörde sendikalaşma yüzde 5’lerde… 12 Eylül olduğunda yüzde 90’lardaydı. Süre içinde sendikalar sektörden teker teker kazındı. Son kazımayı da Aydın Doğan yaptı. Eğer sendikalar sürseydi, Aydın Doğan’ın elinden gazetesini bu kadar kolay alamazlardı” diye konuştu.

“PAPUA YENİ GİNE’DEN BİLE İZLENİYORUZ”

Türkiye’de merkez medyanın çöktüğünü, dolayısıyla barış ve demokrasiye karşı olanlar dışında, bütün kesimlerin haberlerinin yer alacağı büyük bir şemsiye açmayı kendilerine hedef belirlediklerini anlatan Başlangıç, iki yıllık süre zarfında haber yapılamayan pek çok konuyu gündeme getirdiklerini kaydetti. Başlangıç, Türkiye ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere Kanada, Amerika ve Avustralya’dan, hatta Papua Yeni Gine’den bile izlendiklerini ifade etti.

(Soldan sağa) Haringey Belediyesi Lider Yardımcısı Emine İbrahim, Artı TV Programcısı Erdoğan Aydın, Haringey Belediyesi Meclis üyesi Makbule Güneş, Haringey Belediyesi eski Başkanı Ali Gül Özbek, yazar Ahmet Güven ve Haringey Belediyesi Meclis üyesi Erdal Doğan

İKTİDAR, ÇÖZÜLME SÜRECİ YAŞIYOR”

Artı TV Programcısı, tarihçi-yazar Erdoğan Aydın ise konuşmasında, tüm olanakları elinde tutan iktidarın, kaybettiği 7 Haziran 2015 seçiminden sonra bir ‘yönetememe’ krizi yaşadığını ifade etti. O günden beri memlekete verdiği ekonomi, siyasi ve toplumsal hiçbir sözü yerine getiremeyen iktidarın, bir çözülme süreci yaşadığını savunan Aydın, “Dünyadaki tüm totaliter yönetimler gibi, ne pahasına olursa olsun iktidarı bırakmama anlayışına sahipler. Her mevzi kaybını, dönüp memleketin mağdurlarına saldırıyla püskürtmeye çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız. 31 Mart seçimlerinde gördük ki; iktidar tüm saldırmalarına ve elindeki sınırsız güce rağmen, muhalefetin geliştireceği doğru politikalarla kaybetmeye mahkum ve bunu engelleyebilecek hiçbir güç yok. 31 Mart’ta Muş ve Şırnak’ta yaşanan hak ihlallerine çıkaramadığımız sesi, İstanbul özelinde bütün kimlik ve sınıflardan, bütün farklı siyasal tercihlerden insanlar olarak çıkarabileceğimiz çok önemli bir noktayı yakaladık” dedi.

“SÜREÇ BÜYÜK UMUTLAR VAAT EDİYOR”

Türkiye toplumunun içine düştüğü demorilizasyonun son seçimde ciddi manada değişime uğradığını, toplumda, ‘İktidara gelebiliriz. Mücadele edersek kazanırız’ sürecinin geliştiğini ifade eden Aydın, “Bunu İstanbul zaferiyle taçlandırabilirsek, iktidarın çözülmesinin, kendisinin bile tahmin edemeyeceği hızlı bir sürece gireceğimiz çok açık. Dolayısıyla süreç bize büyük umutlar vaat ediyor. Ancak ciddi provokasyonları da içinde barındıran bir sürecin içindeyiz” diye konuştu.